Cihad cehd kökünden türemiştir. Lugatta ‘’güç ve gayret sarf etmek’’, İslami ıstılahta ise Allahu-Teala (c.c.)’nın dini için can, mal ve dille güç ve gayret sarf etmek manasına gelir.
Cihad Allahın adını, yani İlah-i Kelimetullah’ı (La ilahe illallah’ı) yüceltmek,
İslam’ı yeryüzüne hakim kılmak ve kafirlerin fitnesini (şirk ve küfrünü) ortadan kaldırmak için yapılır.
Mekke devrinde cihad 13 sene ilim ve beyandı.
‘’O halde kafirlere itaat etme ve onlara karşı bu Kur’ an’la büyük bir cihad yap’’ (25;52)
Medine devrinde ise cihad 10 sene boyunca kılıçla yapıldı. Rasulullah (sav) kafirleri İslam’a davet etmeden önce savaşmazdı.
‘’Fitne (şirk) kalkıncaya ve din (egemenlik) yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın’’ (2;193)
‘’Kendilerine kitap verilmiş olanlardan Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dinini din olarak kabul etmeyenlerle kendi elleriyle küçülmüşler olarak cizye verinceye kadar savaşınız. (Tevbe suresi; 29)
Rasulullah (sav):
"Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağıran yiyiciler gibi birbirinizi çağıracakları zaman yakındır."
Orada bulunanlardan biri: "O gün sayıca az olmamızdan dolayı mı?" diye sordu. Bunun üzerine Rasulullah (sav): "Hayır, bilakis o gün çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı, hiçbir ağırlığı olmayan çerçöpler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak" buyurdu.
Orada bulunanlardan biri: "Zaaf nedir ey Allah'ın Rasulü?" dedi.
Allah Rasulü (sav) şöyle buyurdu: "Dünya sevgisi ve ölüm korkusu."
Yine Allah Rasulü (sav) şöyle buyurmuştur:
"İ'yne ile alışveriş yaptığınız, öküzlerin peşine takılıp çiftçilikle yetindiğiniz ve cihadı terkettiğiniz zaman Allah size bir zillet verir ve yeniden dininize dönmedikçe sizden onu kaldırmaz."
(Ebu Davud)
Her iki hadis, aynı anlamda olup şüphesiz Müslümanların bugün içinde bulundukları durumu anlatmaktadır. Bugün Müslümanlar dünyayı sevmiş, ölümden nefret edip cihadı terketmişlerdir. Bu nedenle de Allahu Teala başlarına kafir milletleri musallat etmiş, zillet ve aşağılık bir hayat ile onları, cihadı terketmelerine karşı cezalandırmıştır. (Şeyh Abdulkadir b. Abdulaziz)
Rasulullah (sav):
‘’Müşriklerle malınızla, canınızla ve dilinizle cihad ediniz’’ (Ebu Davud)
Rasulullah (sav):
‘’Herhangi bir Müslüman savaşmadan ve onu gönlünden geçirmeden ölürse, nifak’ın bir şubesi üzerine (yani münafık olarak) ölür.’’
(Müslim /İbn Mace)
Dolayısıyla müminlerin, ister farzı kifaye, ister farzı ayn olsun, cihada niyet etmeleri vaciptir.
Büyük cihad yaptığını iddia ederek, gaza etmeyi gönlünden geçirmeyen kimse, şeytanın vesvesesine kapılmış ve nefsi emmaresine tabi olmuştur.
Rasulullah (sav) hicretten sonraki 10 yıllık Medine döneminde 20 defa zırhını giyip ve kılıcını eline alıp Cihada çıkmıştır.
Sahabe-i kiramın hayatı ise sürekli cihatla geçmiştir.
‘’Nefis terbiyesi’’ iddiasında bulunan her mümin, en güzel nefis terbiyesinin hangi meydanda olabileceğini iyi düşünmelidir.
Ey müminler hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı.
Bazen hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur, sevdiğiniz bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (2; 216)
‘’Ey inananlar, size ne oldu ki, ‘’Allah yolunda, savaşa çıkın’’ denildiği zaman, yere çöküp kaldınız? ahireti bırakıp dünya hayatınamı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının geçimi, ahirete göre pek az bir şeydi’’ (9; 38)
Allah yolunda savaşan bir müminin kaybetmesi mümkün değildir.
Ya zafer elde eder, Allah’ın rızasını kazanır yahut şehit olur, yine Allah’ın rızasını kazanır.
Artık dünya hayatı karşılığında ahireti satın alanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşıp da öldürülür yahut zafer elde ederse, ona pek büyük bir mükafat vereceğiz. (4;74)
Allah yolunda savaşmayan bir mümin de ecelini tehir (erteleyemez) edemez.
Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kimse ölemez. (3; 145)
Rasulullah (sav):
‘’Allah yolunda cihad edenler için, Allahu Teala cennette yüz derece hazırlamıştır. Her derecesinin arası yerle gök arası kadardır’’. (Buhari)
Adamın biri: ‘’İnsanlardan hangisi daha üstündür ?’’ diye sordu!
Peygamber (sav): ‘’Allah yolunda canıyla ve malıyla cihad eden kimse.’’ buyurdu (Müslim/Buhari)
Allah yolunda cihadın mertebeleri:
1. Nefis ile cihad
a) Farz’ı ayn ilimleri öğrenmek.
b) Öğrenilmesi gereken ilmi öğrendikten sonra onunla amel etmek.
c) İnsanları bu dine çağırma ve onu öğretme konusunda nefis ile cihad.
d) Allah’a çağırmanın zorluklarına ve halkın eziyetine karşı sabrederek cihad.
2. Şeytanla cihad
a) Şeytanın, kulun içine attığı iman konusunda kalbe kurt düşüren şüphe ve kuşkularını defetmek üzere cihad etme.
3. Kafirler ve Münafıklarla cihad
a) Kalble
b) Dille
c) Malla
d) Canla
Silah ile cihad ne zaman farz’ı ayn olur?
Kafirler, Müslümanların bulunduğu bir beldeyi işgal ettikleri zaman,
bu belde halkının tümüne, düşmanlarla savaşmak farz-ı ayn olur.
Eğer düşmanları def edebiliyorlarsa, diğer beldedeki müminlere savaş farzı kiyafe olur.
Düşmanları def etmeye güçleri yetmiyorsa, yeryüzündeki bütün müminlere
savaşa katılmak farz-ı ayn olur.
Cihad, Allah rızası için yapılır.
Mevki, servet, şöhret, mal, ırk veya başka bir maksatla yapılmaz.
Bir adam Nebi (as)’a:
‘’Kimi ganimet için savaşır, kimide şöhret için. Hangisi Allah yolundadır? diye sorar.
Rasulullah (sav):
‘’ Kim Kelimetullah’ın (Allah’ın dininin) yücelmesi için savaşırsa, o Allah yolundadır.’’ (Ebu Davud/Nesai)
Allahu Teala cümlemize Onun yolunda canlarımız ve mallarımız ile cihad etmeyi nasip etsin.
